Afganistan Halkı Hala 7 ve 8 Sevri (27 ve 28 Nisanlılar) Canilerinin Ateşinde Yanmaktadır

Afganistan Halkı Hala 7 ve 8 Sevri (27 ve 28 Nisanlılar) Canilerinin Ateşinde Yanmaktadır

7 ve 8 Sevr, tarihimizin birer lekesidir. Bu iki olayın ateşi şuan bile ülke ve halkımızı kavurmakta ve peş peşe her gün binlerce cani, cahil ve haini bünyesinde yetiştirmektedir. 7 ve 8 Nisan halkımız için iki kara gündür ve hatta halkımız o yılların korkunç cinayetlerini unutmak için keşke bu iki gün takvimde olmasaydı diyor. Kanlı darbe, kayboluşlar, on binlerce masum insanın idamı, işkence ve diri diri toprağa gömülmeler, çaresizlik, rusların bombalarından kaçış, İran ve Pakistan’da hakaretlerin tahammülü. . . ve ondan sonra 8 Sevr cellatları, yani cihatçıların Afganistan’ı kanlı pençelerinin arasına sıkıştırmaları ki 7 Sevr’den daha beterini Afgan halkı için reva görmüşlerdir. Öyle ki rusların ve onların Afgan ortaklarının cinayetlerini bile unutturmuştur : Kabil’in her bir sokağı savaşın ön cephsei olmuştur; cihatçılar iktidarlarının ilk gününde tüm kamu ve devlet ofislerini talan etmiş; 7 yaşından 70 yaşındaki kadınlara tecavüz edilmiş; kadınların korkudan düşük yapmasını izlemek silahlı unsurların eğlencesi haline gelmiş; Şükriye’ler, Nahid’ler ve yüzlerce kadın ve çocuk param parça olmuş, Afşar mahallesinde Hazaralara karşı soykırım yaşanmış; insanların kafasına çivi çakılarak (Ölü Dansı)* gösterilmiş; savaş esirlerine idrar verilerek insanlar konteynerlerde diri diri kebap olmuş; Sih vatandaşlarımıza karşı en feci ve utanç verici cinayetler işlenerek malları gasp edilerek yerlerinden edilmiş; ülkenin fabrikaları ile silahları demir parça halinde Pakistan pazarlarında satılmış; Kabil ruhlar şehrine dönüştürülmüş; ülke etnik, mezhepsel ve dil ayrımcılığıyla çalkalanmış; Pakistan ve İran’ın kanlı rejimlerinin eli ülkenin dört bir yanına uzanarak hiçbir yerde ve savaşta görülmemiş vahşetler yaşanmıştır. Bu canilerden sonra halkımız Taliban gibi Orta Çağ’dan gelme katillerin zulüm ve kırbacından kurtulalım derken ABD ve ortaklarının bombalarına maruz kalıyor ve tekrar 8 Sevriler halkımızın üzerine Batı demokrasisi adı altında salınıyor. Bu kez 8 Sevriler, 7 Sevrilerle birleşerek çuval çuval dolarları 15 seneden aşkın bir zamandır, takım elbiseli fakat elleri kanlı ve kafaları gericilikle donanmış halde vatanını satmaktadır ve Afganistan halkını cehennemde yaşatmaktadırlar.

Kabul citizens threw red dye and tore billboards carrying pictures of Gulbuddin.
Kabul citizens threw red dye and tore billboards carrying pictures of Gulbuddin.

Ama bu sene Kabil kasabının şom resimleri şehrin dört bir köşesine asılmış ve Kabil’lilerin acı hatırasını yeniden canlandırıyor. Ne var ki Hikmetyar’ın gelişinden önce birkaç şerefli ve aydın genç Kabil kasabının fotoğraflarını yırtarak veya üzerine kırmızı boya dökerek ABD’ye gösterdiler ki, binlerce kez kölelerine (Barış) lakabını yakıştırarak barış güvercini yapmaya çalışsa da halk hiçbir zaman bu canileri kabul etmeyecek ve affetmeyecektir. Hala bile Hikmetyar’ın roketlerinin sesi kulaklarında çınlayan, çocukların çığlık attıkları kabuslar ve yaralı insanların uykuyu kaçıran korkunç görüntüleri halkın hafızsından silinmiş değildir ve bu yabancıların kölesini tahammül etmeyecektirler. Belki, ABD ve onun kukla devleti birkaç sabah (Avrupa Birliğinden) aldığı milyonlarca dolar ile baştan aşağıya silahlı bir orduyu onun için temin edip Kabil’in bir köşesine bu katili yerleştirebilirler. Fakat Hikmetyar artık kokuşmuş bir leşten daha fazlası değildir. Hatta gizli yerinde bile yargı ve halkın hışmından gözlerine uyku girmiyordur.

Kıyafet ve görünüm değiştirmeyle 7 ve 8 Sevriler tüm o kara günlerle vahşeti halkın hatırasından silip atamazlar. Adaletin sağlanması ve bu canilerin yargılanması milletin yaklaşık kırk yıllık yarasına iyi gelecektir ve sadece bu yöntem gerçek barışı sağlayacaktır. Unutmak ve affetmekten sözeden kişiler ya tarihten bir şey bilmiyorlar ya da Sömürge ve gericilerin kuklasıdır. Dünya tarihi bize yabancı taraftarı savaş ağalarının hiçbir zaman barış elçisi olamayacağını göstermektedir. Savaş ve krizi yok etmek için , ne kadar süre alırsa alsın ilk önce faillerini yargılamak ve cezalandırmak gerekiyor.

Hizb-i Hambastagi Afghanistan (Afganistan Dayanışma Partisi) bu krizden kurtuluşun anahtarı olarak aydınlanmak, örgütlenmek ve Afganistan halkının birlik içinde direnişi olarak bilmektedir. Hiçbir dış güç veya onun kukla devleti bizi bu felaketten kurtarmaz, çare kendi elimizdedir. Dolayısıyla tüm örgütler, aydın kişiler ve özgürlükçü kitleye acı içinde kırılmış bu halkı bilgilendirmeye ve örgütlemeye çağırıyor. Elbet birçok tehlike ve zorluk bizi beklemektedir ama sadece bilgilenerek ve örgütlenerek işgalcileri ülkeden temizleyebiliriz. Bu halkın aydınlanışı bu canilerin hükümetinin son günü olacaktır. bu yolda korkusuzca hareket edip fedakarlık yapmak gerek. Çünkü hürriyet, özgürlük, adalet ve demokrasi için akan her damla kan, halkların aydınlığını daha da pekiştirecektir.

Hizb-i Hambastagi Afghanistan (Afganistan Dayanışma Partisi)

8 Sevr 1396 Hicri Şemsi - 28 Nisan 2017



* 7 Sevr (27 Nisan 1978) Davud Han rejimine karşı gerçekleştirilen kanlı darbe günü.

* 8 Sevr (28 Nisan 1992) Cihatçı grupların Kabil’de İslami devleti ilan ettiği gün. ( 7 ve 8 Sevr Afgan halkı için acıların farklı biçimlerde başladığı günlerdir).

* Ölü Dansı: 28 Nisan 1992’de Kabil’i ele geçirmiş çihatçı çeteler, masum insanları sırf dil ve mezhep ayrımı yüzünden yakalıyor, önce kafasını kesiyor sonra da bedeninin kesilen yerine kızgın yağ döküyorlardı. Kafasız bedenin akan kanı duruyor ve kafasız beden birkaç dakika can çekişip çırpınıyordu ve buna cihatçı çeteler (ölü dansı) diye alkış tutturuyordu.

139 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi